Uyku ve Bebek

Uyumayı Öğrenmek…



Puseti saatlerce ileri geri sürmekten tüm gün uyuşmuş kollarımı tekrar hissedebilmek için avuçlarımı açıp kapıyor, uykuya daldığı dakikalarda kendi uykusuzluğuma aldırmadan, kapanmak üzere olan gözlerimi ovuşturarak, bebeklerde uyku sorunlarına yönelik araştırmalar yapıp, kitaplar okuyordum. Neredeyse üç saatin sonunda zorla uyutabildiğim oğlum beş dakika sonra uyanıp yine ve sadece sallanmak istiyordu. Puseti ileri geri sürerken,  zavallı, yorgun bedenimi eğlendirip, biraz zayıflatabilecek tuhaf danslar buluyordum. 'Puset Dansı!' Minik adımlarla koşarak puseti ileri geri sürüyor, kollarım güçlensin diye, saplarından sımsıkı tutuyordum. Gün içinde saatlerce yaptığım aktivite, Batuhan’ı beş dakikalığına uyutmak dışında bir işe yaramalıydı. Ben de bu sayede eğlenirken, bol bol kalori harcıyordum.

Yalnızdım, uykusuzdum, yorgundum…


“Batuhan 5 aylık oldu. Odasını ayırma vakti geldi. Artık odasında, kendi kendine uyuyabilir” demişti ay ay Batuhan’ın gelişimini izleyen pedagog, Gülsüm Hanım. Sanki çok olağan ve basit bir şeyden bahsediyor gibiydi. Bunca zaman emerek ve sallanarak uyumuş bir bebeğin, bir anda kendi yatağında, küçük bir adam gibi uykuya dalışını izlemek imkansız olurdu.

Bu yüzden, Batuhan 5 aylıkken başladığımız ‘uyumayı öğrenme’ sürecine, onu daha önce hiç uyumadığı  yatağına ve pek vakit geçirmediği odasına alıştırmaya çalışarak başladım. İki gün boyunca sabah uyandıktan sonra ona odasını gezdirdim, bir süre odasında oyunlar oynattım ve gündüz ,tabii ki uzunca süre puset dansından sonra, uyumak üzereyken onu yatağına bıraktım. Gözlerini kapadığı yer yatağı oldu. Beş aydır süregelen uyku düzenini tamamıyla bozarak, onu bir anda katı bir düzene sokmak istemiyordum.

İki günün sonunda sıra gece uykusuna gelmişti. Okuduğum makale ve kitaplardaki uzman görüşlerini zihnimde oturtup,  oğluma ve bana en uygun olanı uygulayacaktım. Bol ağlatmalı metotları baştan eledim. Onlar bize göre değildi. Zaten güç içinde sebepsiz yere ağlayan, hayata alışma çabasında olan, minicik oğlumu daha fazla üzmeye niyetim yoktu. Bu işi onu üzmeden, yormadan, ağlatmadan yapmaya kararlıydım. Bu noktada bize en çok uyan yöntem, Tracy Hogg’un ‘yatır-kaldır’ yöntemi olacaktı.

Uzun yıllar uyku sorunu yaşayan bebeklere yardım etmiş bir bebek hemşiresi olan, Tracy Hogg’un uyku eğitimi sistemi günlük rutinlere dayanıyordu...

Banyo, pijama, süt, alıyorsa emzik ve her zaman aynı çalan bir müzikten oluşan bu rutin, bebeğe yatma vaktinin geldiğine dair bir işaret verip, bulunduğu hareketli ortamdan uzaklaşarak kendini uyumaya hazırlaması açısından son derece önemlidir.  Bu rutinleri uygulamadan önce bebeğinizin verdiği uyku sinyallerini inceleyerek, uykusunun geldiğine emin olmalısınız. Onu en iyi siz tanırsınız. Bazen anlam veremediğiniz hareketler (burun kaşıma, yüz ovuşturma, en önemlisi esneme) aslında onun uyumaya hazır olduğuna dair işaretlerdir.

Batuhan 5 aylıkken, Ankara’da yaşıyorduk. Ocak ayıydı ve hava dondurucu derecede soğuktu. Üşümemesi için genelde onu gündüz saatlerinde yıkadığımdan, rutinin bir parçası olan banyoyu çıkardım…

Genelde saat 20:00’da uykusu geldiğinden yarım saat önce işe koyuldum.  Odasına götürüp gece lambasını yaktım ve  ona masaj yaparak, kısık sesle şarkılar söyledim. Sonra nazikçe pijamalarını giydirdim. Artık hazırdım! Gerinerek esnediği için, Batuhan da hazır görünüyordu. ‘İkinci kez esnediğinde muhtemelen onu uyutmaya geç kalmışsınızdır’ diyordu Hogg. Yanağına hızlıca bir öpücük kondurup, nâzikçe yatağına bıraktım. Batuhan’ın çok sevdiği,yumuşacık, bir battaniyesi vardı. O battaniyenin, uyumasına yardımcı olacağına emindim. Onunla üzerini örtüp, emziğini verdim.  Çok heyecanlıydım! Yöntem basitti. Ağladığı an onu kucaklayıp, sustuğu an, tekrar yatağına bırakacaktım. Böylece ona ‘yanındayım, güvendesin, ama burada, yatağında kendi kendine uyumanı istiyorum’ mesajı vermiş olacaktım. Ona görünmemeye çalışarak, uzaktan izlemeye koyuldum. Battaniyeyi yüzüne sürmeye başladı, var gücüyle emziğini emiyordu, bir an önce uyumak istercesine. Biraz çaba sarf ettikten sonra ağlamaya başladı. Hemen kucağıma aldım. 'Pışşşşş' sesinin 5 aydan sonra bebek için uyaran olabileceğini okumuştum bir çok kez. O yüzden sadece sarıldım. Sustu! Hiç vakit kaybetmeden geri yatağına bıraktım. Üzerini örttüm. Battaniyesini yüzüne sürerken, gözleri kapanmaya başladı. Onu öyle kendi kendine uyumaya çalışırken görmek nedense çok komiğime gitmişti. Arkamı dönüp, ses çıkarmamak için elimi ağzımla kapatıp kıkırdıyor, tekrar ona bakıyor ve yeniden kıkırdıyordum. Kendimi tutamıyordum... Yüzüne battaniyesini sürerek bir kaç kez sağa sola döndükten sonra gözleri tamamen kapanmış ve tam 10 dakika sonra uyumuştu! Üstelik, en az yüz kez kaldırırım diye düşünüp kollarımı buna hazırlamışken, sadece bir kez ağlamıştı! Bir süre içinde bulunduğum duruma inanamayarak odada bekledim. Telsizin biten müziğini tekrar açtım. Sallanmaktan aslında ne kadar rahatsız olduğunu, ihtiyacı olan şeyin meğerse kendi haline bırakılmak olduğunu anladım...

Sallanarak saatlerce uyumayan oğlum, nasıl olmuştu da kendi kendine 10 dakika içinde uyuyabilmişti? Yüzümdeki tuhaf ifadeyle, ne yapacağımı bilmez halde içeri yürüdüm. Büge, bu denemenin başarısız olacağından emin, salona puseti hazırlamış bekliyordu. Merakla yüzüme baktı. "Oldu" diye ciyakladım. "Uyudu! Hem de sallamadan, kendi yatağında, kendi başına!" Birbirimize sarılıp, uzun zamandır uykumuzu kaçırmak için, içtiğimiz kahvelerimizi bu kez keyifle, mutlulukta içtik...

Batuhan şimdi iki yaşında ve o günden beri hep kendi kendine, sabaha kadar deliksiz uyudu. Zaman zaman gece uyanıyordu. Ağlamadığı için, kamera olmasa, bunu öğrenmem imkansızdı. Uyanıp, yatağına oturuyor, bir süre oturduğu yerde dans edip sağa sola döndükten sonra tekrar uyuyordu. Çünkü kendi kendine uyumayı biliyordu ve bize ihtiyacı yoktu. Pijama, emzik ve her zaman aynı müzik (bu telsizinden açtığım ninniydi ve hala o şarkıları dinlemeden uyuyamıyor) rutini, uyku vaktinin geldiğini anlamasında bize büyük fayda sağladı. Emzik emmesi, onu rahatlatıp, uykuya daha rahat geçebilmesini sağlarken, uyku yardımcısı 'battaniye' sayesinde de kendini güvende hissetti...

Benim için en önemli nokta ise Batuhan'ın uyumayı öğrenirken ağlayıp, üzülmemesi oldu. İstemediği bir şeyi, ağlatarak veya direterek yaptırmak, minicik bedenini şimdiden zora sokmak istemiyordum. Bu yöntemi seçmemin sebebi, onun ağlamasına dayanamamaktan çok, tam da bu yüzdendi. 

Her şeyi sevdirerek, sevgiyle, henüz zorlamadan, yardımcı olarak ama katı kurallar koymayarak yapabildiğimiz, uykumuzu alıp, mutlulukla uyanabildiğimiz günlere...

Bebeğine uyumayı öğretmeye çalışan tüm annelere Sevgilerimle... 

1 yorum:

Yorum Gönder